Amsterdam küçük bir şehir olmasına rağmen yemeğe, sanata ve fotoğrafa meraklıysanız sizin için yapacak çok şey var demek .Müthiş et lokantaları, gurme peynir ve şarap dükkanları, müzeler ki Kraliyet Müzesi, Rijkmuseum, Vangogh Müzesi, Heiniken Müzesi en önemlileri bence. Tabi ki gönül hepsini gezmek istiyor ama buna ne vakit ne para ne de ayaklarınız dayanır:) O yüzden gezinize başlamadan önce ilginizi çekenlerin listesini yapmak iyi bir seçenek gibi gözüküyor.
ALBERT CUP MARKET'e doğru...
Gezi planlarımı yaparken mutlaka o şehrin pazarları nerelerde kuruluyor onları da araştırırım.Çünkü bu yerel pazarlarda hem yöresel lezzetleri tatmak hemde o şehrin kültürüne ait hediyelik eşyalar bulmak mümkün oluyor. Amsterdam'da da ALBERT CUP MARKET onlardan biri. Uzun bir cadde üzerine kurulan pazarda balık, sebze, et, yiyecekten giyim eşyasına kadar her şey bulmak mümkün.
ALBERT CUP MARKET'e doğru...
Gezi planlarımı yaparken mutlaka o şehrin pazarları nerelerde kuruluyor onları da araştırırım.Çünkü bu yerel pazarlarda hem yöresel lezzetleri tatmak hemde o şehrin kültürüne ait hediyelik eşyalar bulmak mümkün oluyor. Amsterdam'da da ALBERT CUP MARKET onlardan biri. Uzun bir cadde üzerine kurulan pazarda balık, sebze, et, yiyecekten giyim eşyasına kadar her şey bulmak mümkün.
***Söz konusu Amsterdam olduğunda her şeyin o kadar masum olduğu söylenemez tabii ki:)) Arkadaşlarınızın yüzünü güldürmek için bu çikolatalardan alabilirsiniz +18 :)
Eğer gittiğiniz tarih kış ise ve pazar yerini dolaşırken artık soğuktan ellerinizin donduğunu hissediyorsanız ara sokaklarda kaybolmaktan korkmayın.Harika cafeler ve barlar tüm samimi ve sıcak ortamıyla sizi bekliyor.Ve yeterince dinlendiysek gezmeye devam. Daha bizi bekleyen müzeler var.
Bence bu müzelerden en önemlisi resmine ve ışığına hayran olduğum Hollandalı ünlü ressam Rembrandt'ın Müzesi. Rembrandt van Rijn'ın 1639-1660 yılları arasında yaşadığı evi,1906 yılında hükümet tarafından restore edilerek müze haline getirilmiş ve 1909 yılında halka açılmış.
Müzede ünlü ressamın evinin odalarını gezebilmek, atölyesinde topladığı nesneleri,çizimlerini heykelleri ve tabloları yakından görmek harika.Onun baktığı penceren kanalı izlemek ve ona bu kadar yakın olabildiğimi hissetmek gerçekten inanılmaz bir deneyim.
Eski Amsterdam'ın merkezinde bulunan Rembrandt Evi Müzesi, Dam Meydanı'ndan 15 dakikalık yürüme mesafesi uzaklıktadır.Müze, haftanın her günü saat 10.00 - 17.00 saatleri arasında, Cuma günleri ise saat 21.00'e kadar gezilebilir.
Heineken experience !
Bu müze gerçekten tam bir deneyim. Heineken Müzesi gezdiğim en eğlenceli müzelerden biriydi. Dünya markası olmanın vermiş olduğu özgüven ve rahatlığın tasarıma dönüşmüş hali ! İçeriye girdiğiniz andan itibaren macera başlar. İnteraktif bir sinevizyon da biranın nasıl yapıldığını izlerken bir kazanın içinde dönen arpalarla birlikte hareket etmek oldukça komik.
Her salon bir sürprizle karşılar sizi. Sinema salonunu andıran bu salonda büyük koltuklara oturup ayaklarınızı uzatıp geçmişten günümüze Heineken'in bütün reklamlarını izliyorsunuz.
Ya da zaman makinası gibi bu kapsüllerin içine yatıp yukarıdaki küçük ekranlarda da reklamları izleyebilirsiniz :)
Bence bu müze bir müzeden fazlası.Sadece bir bira markasının hikayesini öğrenmekle kalmayıp yüzünüzde kocaman bir gülümseyle burdan ayrılıyorsunuz.Bir camın arkasından üzerinde adınız yazan şişenin birayla dolmasını ve etiketlenmesini izleyip evinize götürebilrisiniz yada webcamlar sayesinde video mail odasından arkadaşlarınıza video çekip mail atabilirsiniz. Müzeden ayrılmadan önce bedava bira kuponlarızla bira içmeyi de unutmayın !
Amsterdam'dan bu müzeyi görmeden ayrılmayın !